Light Pink Pointer

4 Aralık 2020 Cuma

Rüzgâra Dokunmak | Kitap Yorumu

 Hepinize selamlar! Bugün sizlere K. Kübra Berk’in yazmış olduğu “Rüzgâra Dokunmak” isimli kitabı inceleyeceğim. Umarım bu incelememden hoşnut kalırsınız. Çok fazla uzatmadan incelememe geçiyorum.

Ne anlatıyor?

Rüzgâr Ulu, asistan doktor olarak bir hastanede çalışıp hayatını oldukça disiplinli bir şekilde yaşayan, kendi ayakları üzerinde tek başına durmaya çalışan bir kadındır. Çocukluğundan beri zor zamanlar geçirmiş olan Rüzgâr, daha kötü başka bir şey yaşanamayacağını düşünürken aniden kapısına gizemli aşk notlar bırakılmaya başlar. İlk başta bunu ciddiye almasa da iş taciz boyutuna gelince ne yapacağını şaşıran kadın karakterimiz etrafına çektiği setleri düşününce bu hasta ruhlu kişinin kim olduğu hakkında bir tahmin yürütemez. Kendisiyle bir iç çatışmaya giren omuzları dik kadın karakterimiz zorlu bir psikolojik sürecin başladığından habersiz bir şekilde hapsolduğu karanlığından kurtulmak için ışık aramaya başlar. Işık, belki de hiç ummadığı birinden kendisinin avuçlarına bırakılacaktır? Kim bilir…

Benim düşüncelerim neler?

Diyecek kelime bulamıyorum. Açık ara farkla hayatımda okuduğum en kaliteli gençlik kitabıydı. Okurken hüznü, öfkeyi, korkuyu iliklerime kadar hissettim… Bir kadının tek başına büyük bir şehirde kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken aslında yaşadığı çevre tarafından nasıl yalnızlığa ve karanlığa terk edildiğini okudukça gözlerimin dolmasına engel olamadım. Sapık bir zihniyet her gün psikolojik olarak kendisini rahatsız ediyor, onu korkutmaya çalışıyordu. Rüzgâr her ne kadar pes edecek raddeye gelse de sürekli ayağa kalkması, her defasında daha da güçlü olmasıyla beni o kadar gururlandırdı ki içim bir garip oluyor. Beni bu kadar çok etkilemesinin nedenlerinden de biri teşekkür bölümünde bahsedilen şey oldu. Kitapta bahsedilen olay aslında gerçekten de bir kadının başına gelmiş ve yazarımız bu kadının kendinden emin bir şekilde dik durmasından etkilenip bunu kaleme almış.

Rüzgâr’ın aslında buruk çocukluğundan kalan parçaları hala taşıdığını ve bunun hayatını etkilediğini bariz bir şekilde görüyoruz. Babasından şiddet görüyor ve buna rağmen asla pes etmeyerek evden kaçıp başarılı bir asistan doktor oluyor. Kitabın sonlarına doğru insanların ne kadar ahlaksızlaşabileceğine, gururları ve onurları için ne kadar terbiyesizleşebileceklerine dikkat kesiliyoruz. Bir kadının erkekten şiddet gördüğü yetmiyormuş gibi hemcinslerinin de çıkarları doğrultusunda kendisine psikolojik şiddet uygulaması ise insan ilişkilerinin ne kadar da berbat bir duruma doğru gittiğini gözler önüne seriyor. 

Kitaptan fazlasıyla etkilendim. K. Kübra Berk’e buradan çok ama çok teşekkür ediyorum. Böyle bir romanı bizlerle paylaştığı ve bu kadar kaliteli bir iş ortaya koyduğu için kendisine minnettarım. Yüreğinin, sözcüklerinin, kaleminin diline sağlık.

Kitapta okuduklarımız maalesef sadece kitapta kalmıyor. Birçok kadın böyle şeylerin daha da beterini yaşıyor. Bunlara karşı gözümü açmamızı sağlayacak güzel romanlar olması beni gururlandırıyor.

Yazarımızın başarılarının devamını diliyorum.

İncelememi okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Umarım incelememden zevk almışsınızdır. Kendinize çok iyi bakın, sağlıcakla kalın…

Not: Bu kitap yazarın bir diğer kitabı olan “Mavi Gece”nin devam niteliğinde ama bu kitabı okumak için “Mavi Gece”yi okumanıza gerek yok. Birbirlerinden bağımsız iki kitaplar. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

Bu kitaba puanım: 10/10

Alıntılar

“Sizi anlamayacak insanlar için nefesinizi tüketmektense onları kendi kirli dünyalarında, inandıkları kör düşüncelere mahkûm etmek çok daha acı vericiydi. Onları karanlığa bırakıyordum, gerçeğin ne olduğunu bulamayacakları kadar kuytuda debeleniyorlardı, aydınlığın varlığından bile bihaberdiler. Bazı insanlar tenezzüle değmezdi.”

“Çünkü insan dibe battığı için değil, dipten kurtulamayacağını düşündüğü için çırpınarak boğulurdu. Ruhumu boğmalarına izin vermeyecektim.”

“İnsanlar zaaflarınızı kullanıp duygularınızı bin bir parçaya bölmekten çekinmeyen nankör yaratıklar olmaktan gocunmuyorlardı. Üstelik bunu öyle kolay yapıyorduk ki birinin kalbinin kırılıp kırılmadığın kimsenin zerre umurunda olmuyordu.”

“Bu dünyada zalimler vardı ve onların kalbinin kurumuş toprakları bütün kötülüklerin tohumlarına yuvaydı. Güçlüydüler. Bu dünya uçsuz bucaksız bir meydandı ve iyiler kötüleri hiçbir zaman yenemeyecekti. Çünkü kötüler bilirdi ki bir insanı yerle bir etmenin ilk yolu onu aydınlık bir umuda hapsetmekti.”

“Belki cesetler de biz nankörleri izliyordu uzaklarda bir yerlerden… Kim bilir kaç birinin yakarışını duymamıştık kendi gürültümüzden? Kim bilir kaçını unutmuştuk ardından geçen üç günde?”

“Zor olan yaşamak değil… Zor olan kaybettiklerinle yaşamak.”

“Birilerinin kıymete binmesi için önce onu kaybetmek mi gerekiyor?”

“Sevginin kendinden feda ettiklerinden değil; sana kattıklarından, hissettirdiği değerin varlığından geçtiğini anlıyordum yavaş yavaş.”

“Çünkü zannedilenin aksine sevgi, onunla mutlu günleri yaşayabilme arzusu değildi. Sevgi, onunla korkunç bir yaşam döngüsü içine hapsolup kalmışken, bütün bedenim yara bere içinde parçalanmışken bile beni acıyan yerlerimden sardığını hissetmekti. Hüzünlü çehremde sebep olduğu tebessümdü.”

“Meğer ne umarsız yaşıyormuşuz bazen. Yarın onlara sarılabileceğimizden eminmişiz gibi ne çok kırıyorduk sevdiklerimizi. Oysa ben bir kez daha güneşin doğumuna uyanmayacağımı fark ediyordum. Hayat pamuk ipliğine bağlıydı. Bugün ne kadar varsak yarın o kadar yoktuk belki de. Kimse yaşamın korkunç uğultusundan kurtulup uzun uzun gökyüzüne bakamıyordu, bunu fark edemiyorduk…”

“Sevgi öldürmez, yalnız hayat verir.”

"Birine sıkıca sarılmak canını acıtmadığında güzeldir. Kemikleri kıran sevgi, artık sevgi değil, sevgiye ihanettir."

"Sevdiklerini kaybetse bile yaşama meydan okuyan insanları kimse yenemez."

 

4 yorum:

  1. oleey tamam o zaman senin kitaplardan önce bunu alayım ilk yeni yılda pekiiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım beğenirsin. Konu olarak diğer gençlik romanlarının yanında çok daha iyiydi. Şimdiden iyi okumalar! :))

      Sil
    2. pikuuu, yeni yıldaa hihihi :)

      Sil