Light Pink Pointer

27 Mayıs 2020 Çarşamba

00.00 Biri Sizi Düşünüyor | Kitap Yorumu


Hepinize selamlar. Bugün sizlere N.G. Kabal’ın yazdığı “00.00 Biri Sizi Düşünüyor” adlı kitabını inceleyeceğim. Herkesin fazlasıyla övdüğü bir kitaptı. Bakalım benim düşüncelerim ne olacak? Bu soruyu cevaplamak için hemen incelememe geçiyorum!

Ne anlatıyor?

İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyan Nazlı mükemmeliyetçi, sınavlarda en yüksek notu alan ve biraz da asosyal birisidir.  Partileri ve arkadaş ortamlarını pek sevmeyen bir tiptir yani asosyal tabiri Nazlı karakteri için oldukça uygundur.

Bir gün bir sınavda Nazlı en yüksek notu kendisinin değil Ezel Alp Tekinoğlu adındaki başka bir öğrencinin aldığını öğrenince sinirlenir ve nerede yanlış yaptığını düşünmeye başlar. Sınavdan sorumlu öğretmenine gidince aralarında geçen diyalog pek iyi işlemez ve öğretmen, Nazlı’ya Ezel ile Jane Austen hakkında bir ödev hazırlamasını ister.

Ne var ki olaylar pek Nazlı’nın istediği gibi gitmez. Ezel oldukça küstah ve sinir bozucudur ve bu durum Nazlı’ya pek kolaylık sağlamıyordur.

Ancak zaman ilerledikçe ödev, ödev olmaktan çıkar ve bu bir iç savaşa dönüşür. Nazlı, yıllardır sakladığı geçmişinin duvarlarının çatladığını ve yavaş yavaş kırılmaya başladığını hisseder. Böylece işler fazlasıyla karışır ve bir sürü insanın yolları tek bir yolda kesişir…

Benim düşüncelerim neler?

Kitabı ilk okumaya başladığımda öyle aman aman çok sevmemiştim ama idare eder bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Ortalarına geldikçe kitap bana katlanılmaz geldi ve oldukça bıktım çünkü o kadar çok depresiflik ve hoşnutsuzluk vardı ki, evin içinde artık ben de somurtarak gezmeye başladım, bunaldım. Bu kadar insan bu kadar çok bu kitabı sevdilerse illa ki bir nedeni vardır dedim. Ve haklı çıktım. Yazarımız sonunu öyle bir yazmıştı ki ister istemez kitap bir anda güzel gelmeye başladı. Sonu beni öyle çok mutlu etti ki kitabın çoğu olumsuz özelliği aklımdan uçup gitti ama elbette ki hoşuma gitmeyen bölümlerini de sizlere paylaşacağım.

Birkaç bölümde +18 içerik vardı ve buraları okumamak adına atladım. Nazlı’nın hal ve hareketleri hoşuma gitmiyordu. Her ne kadar problemleri olsa da böyle umutsuz olmasını sevmemiştim ama kitabın sonlarına doğru bu, benim için bir sorun teşkil etmedi çünkü her şey yerli yerine oturdu ve Nazlı’nın hal ve hareketlerinin nedenlerini anlamaya başladım.
Bir diğer garipsediğim şey Nazlı ve arkadaşlarının üniversite çağında olmasıydı çünkü bana daha çok lise çağındaki bireyler gibi geldiler. Yani karakterlerde pek üniversite zamanındaki kişilerin hareketlerine, olgunluğuna rastlayamadım. Bu durumun yazarın kitlesinin genç dediğimiz 12-18 yaş arası olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu kitle aralığına hitap etmek adına böyle karakterler oluşturduğu düşüncesindeyim.

Şimdi size kitapta hoşuma giden şeylerden bahsedeyim. Kitaptaki karakterlerimiz İngiliz Dili ve Edebiyatı okudukları için birçok kitap adı, yazar adı ve alıntı mevcut sayfalarda ve bu benim çok hoşuma gitti. Böylece bilmediğim kitaplar keşfetmiş oldum ve mutlaka bu kitaplardan birçoğunu alacağım. Yazarın kendi cümleleri var bir de. O kadar çok güzel söz söylemiş ki bir sürü cümlenin altını çizdim. Aynı zamanda kapak tasarımı ve ayraç fikrini o kadar çok beğendim ki… Ayraçları şipşak fotoğraf makinelerinden çıkan fotoğraflar gibi olması gerçekten çok hoş.

Kitaba emek verildiği belli. Ama yine de beğenmediğim şeyleri de göz önünde bulundurmak zorundayım. Sonu böyle güzel bitmeseydi zaten büyük ihtimalle kitabı beğenmeyecektim çok fazla. 367. Sayfadan sonra gelişen olaylar beni etkilediği için kitabı beğendim. Kitabımız 430 sayfa. Kötü bir kitap değildi ama aman aman da değildi. Artılarını da eksilerini de kataraktan:

Bu kitaba puanım: 5/10

Umuyorum ki bu incelemem size yararlı olabilmiştir. Bugün de size N.G. Kabal’ın kaleminden olan bir gençlik romanının incelemesini yaptım. İncelememi okuduğunuz için teşekkür ediyor, sevgiyle kalmanızı diliyorum…

Not: Normalde her incelememde alıntılar bölümü yapardım ama bu kitapta çok fazla alıntı olduğu için ve hepsi uzun uzun olduğu için yazmıyorum. Böylece alıntıların güzelliğini de merak etmiş olursunuz diye düşünüyorum. Çünkü eğer alıntıları yazarsam bu inceleme sayfalarca sürer. O yüzden bu günlük benden bu kadar. Sevgiler, saygılar!

7 yorum:

  1. Depresiflik konusunda sana katılıyorum. Nazlı davranışları ile insanın sinirlerini bozuyor. Sonu o şekilde bağlanmasaydı ben de sevmezdim büyük ihtimalle. 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim! :) Gerçekten yok mu o Nazlı'nın davranışları... Evde somurtarak gezdim kitabı okurken. Fazla depresifti :) Sonu olmazsa kesinlikle bu kitaba karşı olan düşüncelerim değişecekti. Çok ama çokça Sevgiler! :)) ♡

      Sil
    2. Kitabın sonu kötü mü bitiyor

      Sil
    3. Kötü denilemez ama hafif bir burukluk bırakıyor diyelim.

      Sil
  2. Yorumun için çok teşekkür ediyorum sevgili İlkay! :) Doğrusu kitaplar arasında en az sempati duyduğum kitapta bu kitap oldu benim. Pek hoşuma gitmedi o yüzden pek bir şey diyemiyorum maalesef. Ama eğer seriye iyi bir başlangıç yapmak istersen "Ayçiçeği Karnavalı"ndan başlamanı öneririm kesinlikle. İsteğin doğrultusunda diğerlerini de okuyabilirsin ama bana kalırsa en hoşu "Ayçiçeği Karnavalı"ydı. Güzel yorumun için tekrardan çok teşekkür ediyorum çokça sevgiler! :) ♡

    YanıtlaSil
  3. Arkadaşlar ben bu kitabı nasil bedava okuya bilirim

    YanıtlaSil
  4. Sonu kötü mü bitiyor kitabın

    YanıtlaSil