Hepinize
selamlar. Bugün sizlere Nagihan Gökçe Kabal’ın yani daha çok bilinen adı ile
N.G. Kabal’ın yazdığı “Gecenin Hikayesi Aylema” kitabını inceleyeceğim. Daha
fazla sizi bekletmeden incelememe geçiyorum.
Ne
anlatıyor?

Yaşadığı
küçük kasabada 2 ayrı grup vardır. Bağımlılılar-yani diğer bir değişle Soğuklar-
ve Avcılar. Avcılar genellikle şehri Soğuklardan koruyan bireylerdir.
Maya normal
bir günün akşamında geçmeye çalıştığı köprüde düşmek üzereyken bileğinden tutup
onu kurtaran kişi tarafından bütün hayatı tepetaklak olur. Bu kişi Ayaz Tolunay’dır.
İlerleyen günlerde Maya hiç istememesine rağmen Avcı olarak seçilince Avcıların
eğitim gördüğü Akademi’ye gitmek durumunda kalır. Delicesine âşık olduğu Doruk
Ilgaz ise Akademi’de önemli bir pozisyona sahiptir. Akademi’de vermek durumunda
olduğu bir kararla daha önce kimsenin başına gelmemiş bir şeye imza atan Maya
Efnan’ın, hayatının ellerinden kaymasını izlerken verdiği iç ve dış savaşın
yanında Avcılar ve Soğuklar’ın da arasında bir rekabet başlayınca işler iyice
karmaşık bir hal alır…
Benim
düşüncelerim neler?
Objektif bir
şekilde bu kitabı eleştireceğim. Kitapta hoşuma gitmeyen çok fazla şey oldu.
Okurken bunların üstünde çok durmadım ama kitabı bitirdikten sonra üstüne
düşününce rahatsız olduğum şeylerin bir hayli fazla olduğunu fark ettim.
Rahatsız olduğum şeylerden bir tanesi diğer okurların da rahatsız olduğu gibi Maya’nın
Doruk’a olan “bağımlılığı”. Buna aşk demek istemiyorum çünkü bana kalırsa Maya’nın
Doruk’a olan hisleri aşk adı altında artık barındırılamaz. Bu daha çok artık
insana zarar veren bir bağımlılık halini almış durumda ve ben bunları kitapta
okurken doğruyu söylemek gerekirse aşktan soğudum. Aynı zamanda olay örgüsü
bana kalırsa çoğu yerde hızlı geçilmiş. Hızlı geçilen olayların daha uzun
anlatılmasını beklerdim.
Maya’nın “kötü
kız” havaları da beni rahatsız etti. Kitabın cümlelerinden o kadar depresiflik
akıyor ki bir yerden sonra gına geldi açıkçası.
13-17 yaş
arasının genel olarak hoşuna gidebilecek bir kitap ama bana kalırsa kitap o
kadar da aman aman harika değildi. Sadece akıcıydı. Başka bir şey söyleyemem. Örneğin şimdi 25 yaşında biri bunu okumaya kalksa büyük ihtimalle yarısına
gelemeden bırakır. Çıtır çerezlik bir gençlik romanıydı. Önerir misin deseniz
maalesef ki pek önerebileceğimi söyleyemem. Belki okuyanlar benden daha çok
beğenmiştir bilemiyorum ama beğenenlere saygım sonsuz elbette.
Bu
incelememi okuduğunuz için teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum!
Bu kitaba
puanım: 3/10
Alıntılar
“Güçlü bir
karakterin olması hakkında bir şeyler biliyordum. Güçlü biri olduğunuz zaman
insanlar ilk önce sizden vazgeçiyorlardı. Güçlü olduğunuz zaman canınızı
yakmaktan çekinmiyorlardı. Canınız yanmaz diye düşünüyorlardı ancak güçlü
olmanın yalnızca başa çıkmak olduğunu ben çok iyi biliyordum.”
“Karanlığı
güneş battıktan sonrası sanmak ne büyük yanılgı, karanlık geceden daha
büyükken.”
“Duymak istediğinizi
söylemedikleri taktirde doğrular çok da önemli değildir ama insanların çoğu
bunu kabullenmez.”
“Büyüleyici
güzelliklerin ardında hep keskin acılar gizliydi.”